16 Mayıs 2009 Cumartesi

Bitmeyen Işık

Bir ışık var içimde sönmemecesine parlıyor kararan her gecede,
Bir ışık var içimde tükenmemecesine yol gösteriyor önümde,
Bir ışık var içimde hiç bitmemecesine umutlandırıyor beni yine her gece.

15 Mayıs 2009 Cuma

Bizi Aşk Kurtaracak

Sevgilim senle ben sevgiden çok ayrı şeyler anlıyoruz 

sen güce bense aşka aşığız bu yüzden anlaşamıyoruz 

içimde koskocaman bir yer sana da başkalarına da yeter 

bu yürek aşkla ölür bin defa bin defa doğar aşkla yeniden 

gelir geçer ne sevdalar değişir her şey, değişir insan 

seneler sonra utanır herkes bu boş, anlamsız, küçük oyunlardan 

ateşle oynama, ateşle oynama sonunda ellerin, dillerin yanacak 

dilersen gel beni bir kere daha vur vurduğun yerlerde güller açacak sevgilim anlamsız bu savaş savaşlardan daha güçlüdür aşk 

bitecek kavgalar, bitecek bu hayat sevgilim bizi aşk kurtaracak. 

S.Aksu

Bir saat ne kadar?

Zamanı tutamıyorum, birileri saatimi hızlı çeviriyor, oturduğum koltuğu altımdan alıyor. Ben yürümüyorum yolları çekiyorlar altımdan. Güneş ayı, ay güneşi kovalıyor. Dalgalar daha hızlı dövüyor sahillerimi. Bir kendine çekiyor, bir sahile atıyor. Koşmalı mı, uçmalı mı bilinmez ancak bir şekilde yakalamalı geçen zamanı. Pazartesi sandım, salıymış derken bir baktım cumaya girmişim.

Akarsudan aşağıya yuvarlanmak bazen zevk veriyor insana, hele o durgun sularda sallanırken. Gülüyorsun çılgın sularda sana çarpan kayalara, seni kah yoran, yıpratan, kah güçlendiren, kamçılayan. Hep aynı; bir süt liman, bir canavar, hiçbirinden kopamıyoruz.

Bu da gelir, bu da geçer...


Kurduğumuz bir dünyada,
kurduklarımızla mutlu oluyor,
kurduklarımızla mutsuz,
kendi koyduğumuz duvarlarla;
özgürlük savaşçıları kesiliyor,
dikte edilenler için ölüyor, öldürüyoruz
oysa ki insan için kim söyledi
doğru olanı?
Sevdiğimiz renk bizim mi?
Yakıştırdığımız saç modeli,
biz biz miyiz?
Akıntıda durup, durduğun yeri
anlamaya mı çalışmalı?
Amaç nedenini mi bulmak,
yoksa bir neden olmak için mi uğraşmak?
Düşünsene gelmişsin otuz beşine,
ne ileri ne geri, ne olmuş?
Ne oldu o kadar ağladığın?
Paralı günler, parasız günler,
kızla el ele,
yalnızlıkla el ele,
ha denizde, ha işte,
kafandaki dikişler canını mı yakıyor,
ayrıldığın sevgilini mi düşünüyorsun?
Ne oldu şimdi?
Sence otuz beş yaşın kendi içindeki
ihtişamını kırk üçün umursayacak mı?
Aynı otuz beşin, yirmi beşi umursadığı gibi.
O yüzden değil mi gelip, geçişleri,
Onların, yirmilerin, otuzların, kırkların...
Anlamlı mı, ne olacak?
Onu mutlu et, bunu mutlu et
ya da bencil ol.
Şimdiden başka, aldığın ... şu nefesten
başka ne var!
Yanına koymasan gururunu, egonu,
şuyunu buyunu ne var elinde?
Bunlarla mı varsın, bunlarsız var mısın?
Bunlar ne ki hiçten başka...

12 Mayıs 2009 Salı

Küçük ama aslında büyük….

Küçük küçücük bir yer Tatvan… Yetmiş bin nüfusu, dağları ve gölleri ile… Niye bu kadar mutlu ve üzgünüm… Mutluyum çünkü her saçmalıktan bir olumlu yön bulmaya çalışıyorum, üzgünüm çünkü olumlu yönümden bile saklayamayacağım saçmalıklar var. Şu küçük dediğim yer var ya Tatvan, öyle büyük ki, M.Ö. 2300 lerden beri insanlar burayı seçmiş, ilim merkezleri mi olmamış, toplanma yerleri, geçiş yerleri mi olmamış. İnsanlar sözüm ona bize göre ilkel medeniyetler yani bizim dışımızda herkes öyle güzel kıymetini bilmiş ki Tatvan’ın, üzülürken acıyorum da bu kez; Nemrut dağının ihtişamı ile bulutların o koca göle aksini izlerken, temiz dağ havasını ciğerlerime çekiyorum ve diyorum ki 2009 da şu ilçenin haline bakın. Ne tesis var, ne altyapı, ne ulaşım doğru düzgün… Biz bu toprakları hak etmiyoruz… Güzellikler bize haram…

 

Sevmek seni üzülmemecesine,

Anlamak seni kızmamacasına,

Düşünmek seni bıkmamacasına,

Özlemek seni gelmeyecekmişcesine,

Hissetmek seni içimdeymişcesine,

Beklemek seni……… sadece beklemek…

1 Mayıs 2009 Cuma

Herkes Değerlidir...


Herkes bir yıldızdır....

Aşağıda linki olan görüntüyü izlediğimde çok üzüldüm.
http://www.youtube.com/watch?v=9lp0IWv8QZY&feature=related

Bir insan sahneye çıkıyor ve herkes, ekran başında ben de küçümsüyorum, tuhaf geliyor sadece tipi ve davranışları yüzünden... Ve o öyle bir tokat atıyor ki hepimizin yüzüne 5 sn içinde ona olan tüm düşüncelerimizi değiştiriyor. Ve ben üzülüyorum.... Acıyorum halimize... İnsan olduğu için birini sevemediğimize üzülüyorum, insan olmasına rağmen küçümsememize üzülüyorum.

Öyle güzel yargılıyor,
Öyle güzel o küçük dünyamızda etiketliyor,
Ve öyle kolay küçümsüyor,
Öyle acımasızca yokmuş gibi davranıyoruz ki birbirimize,
Oysa herkes değerlidir, herkes bir yıldızdır, herkesin içinde kendi bile farkında olmasa ışıldayan bir ruh, yetenek vardır...

Yeteneklerimizi düzenin getirdiği, ekonomik kaygılar, baskılar, duvarlar ve bir sürü saçmalıklardan dolayı, başkasına da kendimize de vermediğimiz şanslardan dolayı fark edemediğimiz yıllar, ömürler yaşıyoruz...

Biz bu zamanın insanları buna kocaman bir DUR demek zorundayız. Buna dur demezsek geriye dönüp baktığımızda kırdığımız kalpler, hor gördüğümüz adamlar, kadınlar, konuşmadığımız arkadaşlar, sevgililer, akrabalar, insanlar, dakikalar, anlar için kahır olacağız. 

Zaten bu bilincimizde bile ne kadar küçülmüyor mu dünün nedenleri ama dur dediğimiz zaman, zaman geçtiği için değil doğru zamanda o anda bunun küçüklüğünü gördüğümüz ve buna uygun davrandığımız zaman, insan olduğumuzu bildiğimiz için aynı hatayı yapmayacağız.

Buna dur diyelim, kimsenin suçu değil, şimdi kötü dediğimiz yarın değişebilecek doğrular. 

Onun suçu değil, çalmak, öldürmek, yalan söylemek,
Onun cahilliği değil, eğitimsiz bir aileden gelmek,
Onun hatası değil, zengin bir dünyada fakir bir insan olmak,
Onun bilgisizliği değil, zengin bir dünya, fakir bir insan olmayacağı,
Onun yalanı değil, şunları yapmazsa yanacağı,
Onun suçu değil, töre için, toprağını savunmak için, intikam için birini öldürmek,
Onun zayıflığı değil, intikam duymak, güçlü olmayı istemek,

İtmeyelim hiç kimseyi bir köşeye, herkes bir yıldız, herkes değerlidir...


28 Nisan 2009 Salı

Bırakmak...

Yine geçiyor içim, tersim düz, düzüm ters oluyor, bilmiyorum hangi yüzüm düz. Düşmanlarla savaşan bir kostümüm yok geceleri çıkardığım, düşmanım yok, savaşım kendimle.

Aklar, karalar, akan duygular... Ne kadar tuhaf, boğulmaktan korkulmaz mı? Dibini görmek, bir daha hiç nefes alamayacağını düşünmeden, dibe dibe inmek... Dipte ışığı görmek onun mutluluğu ile ışık olmak... Ne fark eder bir saniye olsun kalan zaman, o bir saniye tüm yaşanan zamana değer...

Işık olmak seninle aynı nefeste,
Işık olmak seninle aynı histe,
Işık olmak, yanmak seninle...