19 Nisan 2009 Pazar
Yaşanamayan anlardan, yaşanmış hayat çıkar mı...
Bir varmış, bir yokmuş, belki hiç olmamış... belki hep olacak...
Sıcacık yüreklerle kavradı eller, gözler ve sonra ürkeklikler... Şimdi aynı atan iki ayrı kalptiler... Belki de hiç aynı atmamışlardı... Şimdi katildiler, kalplerinde parmak izleri...
Kulaktan, tene...
5 Nisan 2009 Pazar
Yalnış.....
1 Nisan 2009 Çarşamba
Mucize... Bahar ve Aşk...
Bahar bir mucize doğurdu, aşk.
Şimdi beyaz atlı prensini bekleyenler, prenses kıyafetlerini giydiler ama bir soru takıldı akıllarına; "Ben beyaz atlı prensimi bekliyorum ama ben prenses miyim?"
Orkestra şefi sopasını uzattı, aynı enstrümanlar, başka melodi çalmaya başladı. Önce dil başladı aşk aşk diye inceden, ardından basa basa kalp titredi aşk diye. Gözler parladı dilin devam edeceği aşkı mırıldanmaya. Dil söyledi söyledi ve haykırdı göğe, güneşe kadar aşk diye. Artık eller, ayaklar hepsi aşk diyordu bahar sonatında...
Ve bir mucize oldu; düşünce konuştu, bahar uyandı, şef durdu, dil sustu, kalp de durdu, düşünce ruh dedi. Ruh, ben aşkım dedi. Beni çağırdın ama ben hep vardım, yakındaydım, içindeydim. Sen beni beklerken ben burdaydım hiç gitmedim. Sen beni duvarların arkasında, toprakların altında, okyanusların dibinde bıraktın ama ben aşkım ne yaparsan yap parlarım. Ben bir mucizeyim, sana umudu veririm, aşk ol diye. Umudun mucize olur aşk olursun, ruh olursun, ruhum olursun, biz oluruz. Sonra en mükemmel şeyi seni görürüm aynada.
31 Mart 2009 Salı
Bütün içinde ütü, ne fark eder ün için hepsi bi bütün...
Bu ülkede 35 yıldır yaşıyorum. Bana bu ülkeyi sevmesini öğrettiler. Vergilerini ödemesini, büyüklere yer vermesini, yere tükürmemesini öğrettiler. Kırmızıda durmasını, kaldırımda yürümesini, yerlere çöp atmamayı, insanlara gülümsemeyi, selam vermeyi, vatandaş olmayı öğrettiler.
Bana bu ülkenin mucizevi kurtuluşunu anlattılar. Kimlerin yitip giderken ölümsüzleştiğini, bir karış toprak için dökülen göz yaşlarını anlattılar sadece kıymetini bileyim diye. Bu kıymet ki içinde paylaşmamak yoktu, şusun busun demek yoktu. Dilin bu, rengin bu yoktu. Kucaklıyordu bu topraklar üzerindeki herkesi, ayırmadan, ayrılmasına izin vermeden. Bu kıymet birleştirmemişmiydi mucizevi kurtuluş için.
Şimdi herkes kendi rant kapısında 56 siyasi parti ile bütün olan bu milletten oy istiyorlar. Bu milletin ortak menfaati için birleşememeleri çok açık bir şekilde göstermiyor mu ki bireysel çıkarları çok daha üstün.
Bir yerel seçim daha geçti, aslında ne fark eder Ahmet, Mehmet, benim istediğim yaşanası bir şehirden başka ne?
29 Mart 2009 Pazar
Müziğin dokunduğu yer...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
